UNUTMANIN ADIDIR ALIŞMAK

Merve Nur MADEN

Merhaba.
Bir adım kadar kısa, bir adım kadar uzun bazı mesafeler ve yakın olduğumuzu düşündüğümüz şeylere aslında ne kadar uzağız. Belki de yakın olmanın adıdır uzaklık. Her his zıttıyla yoğrulmuyor mu zaten? Tıpkı unutmanın hatırlamakla can bulduğu gibi…

Bazı şeylere vazgeçince kavuşuluyor demiştik. Öyle tabii. Bazı şeylere yol ayrımında rastlanıyor sevgili okur. Öyle bir rastlayış ki; gitsen gidemiyorsun, kalsan kalamıyorsun. Bazı yollar yürüdükçe daha da uzuyor. Yollar ciğerini sızlatır mı insanın? Sızlatıyor. Hani o bir adımlık mesafe demiştik ya, öyle bir canını okuyor ki insanın şaşırıp kalıyorsunuz. Bir adımda yorulur mu hiç insan? Yoruluyorsunuz. Bazen atılan bir adım değil, atılmayan bir adım yorar insanı, bilirsiniz.

Peki ya unutmak dediğimiz şey bütün bu döngünün neresinde? Ben size söyleyim. Hiçbir yerinde… Yalnızca bazılarımız hızlı tuz basabiliyor kanayan yarasına. Daha kolay çekebiliyor bir başka nefesi ciğerine. Şimdi soruyorum size. Unutmak mı bunun adı? Değil. Bunun adı alışmak sevgili okur. Alışmak bir lütuf mu öyleyse insana bahşedilen? Belki de… Ama yine de insan alışmak istemiyor sevgili okur. Bir şeysizliğe alışmanın sorumlusu olmak istemiyor. İnsan kendi kalbinin günahına girer mi hiç? Unuttum zannederek giriyor.

Bu şehirler kaç unutuluşa, kaç alışmaya, kaç vedaya dayandı. Bundan sonra da dayanır. Çünkü insanın önce kendi yüreğinin karşısında dimdik durabilmesi gerekiyor sevgili okur. Kendi yüreğinin karşısında dimdik duramayan bir başka yüreğe yara bandı olur en fazla. İyileşince sökülüp atılan…

Yarın diye bir şey var mı bilmiyoruz. Öyleyse bugün yaptığımız, bütün yaptığımızdır. Yollar da bekleyişler de bâkî… Yorulduk diye şikâyet mi edelim? Asla. Ne yürümekten ne de yürürken beklemekten var şikâyetimiz. Biz yolumuzdan da, alışmaya mecbur edenimizden de, bekletenimizden de razıyız. Unutmak diye bir şeyin olmadığını bilerek üstelik…

Var olun…

Yorum Yaz