NEVRUZ(ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ)

   Kültür, bir milleti millet yapan değerler bütünüdür. İçinde binlerce yıllık bir geçmişi barındıran gelenek ve göreneklerin yer aldığı gizli bir hazinedir. Nevruz ise bu hazinenin önemli bir parçasıdır.

   Nevruz şenlikleri, Türkler’in tarihi bilinen devirlerinden itibaren kutladıkları milli bayramlarından birisidir.

   Nev( yeni) ve ruz(gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen YENİ GÜN anlamını taşıyan Nevruz, başta Türkler olmak üzere birçok halk ve topluluk tarafından yılbaşı olarak kutlanır. Nevruz kutlamaları, Türkler aracılığıyla Asya ve Avrupa’ya yayılmıştır.

   Gece ve gündüzün eşitlendiği 21 Mart’ta, Güneş, Kuzey Yarım Küre’ye doğru yaklaşır. Havalar ısınmaya, karlar erimeye, toprak ısınıp yeşermeye, ağaçlar çiçeklenmeye başlar. 21 Mart bütün varlıklar için uyanış günü, yılbaşı olarak kabul edilir ve Nevruz kutlamaları yapılır.

   Nevruz, Cumhuriyet’in ilk yıllarında resmi bayram olarak büyük törenlerle kutlanılmıştır. 1926 yılında Miladi takvimin kabulüyle Nevruz, yılbaşı olmaktan çıkmıştır. Ancak Nevruz’un Türk halkı arasında kutlamaları yaygın olarak devam etmektedir.

   Türk tarihinde Nevruz ile ilgili bilinen en önemli rivayet ise bugünün, Ergenekon’dan çıkış günü olduğudur.

   Ebulgazi Bahadır Han’ın, Şecere-i Türk adlı eserinden aktarılan Ergenekon Destanı’nda: “Bir gün bütün kavimler Kök- Türklere karşı birleşerek onları hile ile yendiler. Kök-Türkler ‘in çadırlarını, mallarını, yurtlarını yağmaladılar. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler. Küçükleri kendilerine köle yaptılar. Bu yağmadan kurtulan Kıyan/Kayan ve Negüş/ Tukuz , bir gece kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular.

   Dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturayım deyip dağa doğru sürülerini sürüp gittiler. Vardıkları yerde akarsular, çeşmeler, türlü otlar meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar vardı. O yeri görünce Tanrı’ya şükürler kıldılar ve buraya Ergenekon adını koydular. 400 yıl sonra Ergenekon’da, kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten buradan çıkış yolları aramaya koyuldular. O zaman, bir demircinin önerisiyle dağın geniş yerine bir kat odun, 1 kat kömür dizdiler ve ateşlediler. Tanrı’nın gücü ile ateş kızdıktan sonra demir dağ, eriyip akı verdi. Yüklü deve çıkacak kadar yol oldu.

   O günü, o ayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri bu tarih Kök-Türkler için bayram kabul edilir. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. Önce Kaan bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra beyler de öyle yapar. Bugünü mukaddes bilirler böylece Tanrı’ya şükretmiş olurlardı,” diye anlatılır.

   Türkler için Nevruz, sadece yeni gün, uyanış değildir.

   Türkler için Nevruz Ergenekon’dan çıkış, yeniden diriliştir…

Yorum Yaz