Üç Gözlü Şamandan Üç Gözlü Kuzguna / Erhan Karaoğlan[1]

                                 

Film ve dizi senaryoları; romanlar, anılar, mitolojiler, destanlar gibi yazınsal metinlerden beslenerek yazılmıştır büyük ölçüde. Film ve dizilerin, kendi bünyelerinde işledikleri konulara göre de besleneceği kaynaklar üzerine senaryolar inşâ edilmiştir. Burada filmlerin kendi konularına dair türlerine değinmeyeceğiz elbette. Yalnızca bu türler arasında bizi ilgilendiren fantastik yapıtlardan bahsedeceğiz. Çünkü bu yapıtlar büyük ölçüde mitolojilerden, öykülerden, masallardan beslenmektedir. Bu sebeple bir iki örnek ile yazımızın ana temasını sunacağız.       
Geym Of Tırons (Game Of Thrones), nâm-ı diğer Taht Oyunları. İzlemeyenden ziyâde şânını duymayan yokturdur herhalde. Kara bâhtlı Stark ailesinin, muhtelif gruplara karşı verdiği mücadelenin işlendiği bu dizi, gayet fantastik bir senaryo ile karşımıza çıkmaktadır. İş bu fantastik dizide geçen bir motif dikkatlerimizi özellikle üzerine çekmiştir. Diziyi izleyenler bilirler. Orada geçen  ’’Üç Gözlü Kuzgun’’ rolü vardır. Biz bu motifin benzerine Türk Mitolojisi içerisinde rastlıyoruz. Konuya değinmeden evvel, Geym Of Tırons dışındaki fantastik dizilerde de karşımıza çıkan ve Türk mitolojisi ile mukayeseli olarak incelenen bazı fantastik filmlerden örnekler verecek olursak; burada en başta örnek olarak vermemiz gereken film, bir başyapıt özelliği taşıyan ’’Yüzüklerin Efendisi’’ serisi ve diğerleridir. Tolkien’in bu başyapıtı incelendiğinde Türk mitolojisi ve hatta biraz daha çerçeveyi genişletelim, Ural- Altay mitolojisi çerçevesinde birçok motifin işlediğini görmekteyiz. Bu konu üzerine de çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Tolkien’in de işlediği motif olan ve İskandinavya mitolojisinde de bulunan Elfler ve diğer motifler üzerine muhtelif yazılar kaleme alınmış, kitabî çalışmalar vücûd bulmuştur. Ayrıca fantastik filmlerin ya da dizilerin Ural- Altay çevresi mitolojilerinden etkilenmelerinin sebebi sarahaten bu coğrafî bölgenin zengin bir düşünce sistemine sahip olmasındandır.
Konu ile ilgili esas mevzuya geldiğimizde Üç Gözlü Kuzgun motifine benzer bir motif aynı zamanda Altay düşünce sisteminde Üç Gözlü Şaman olarak karşımıza çıkmakta. Bu üç gözlü kuzgun ile üç gözlü şamanın aynı türden işlevlere sahip olduklarının da izâhını yapabilirz. Diziden hatırlayacak olursak Üç Gözlü Kuzgun, astral âlemde dolanabiliyor, muhtelif canlıların bedenlerine hâkim olabiliyor, mâziyi görebiliyordu. Âdeta şamanlardaki don değiştirme yani farklı canlıların suretlerine bürünme özelliğini taşıyorlardı. Peki, mitolojide karşımıza nasıl çıkıyor? Hemen cevâbını verelim. Tuva Şamanizmi’nin zengin tasavvurları arasında muhtelif söylenceler vardır. Bu söylenceler içerisinde farklı özelliklere sahip şamanlar karşımıza çıkar. Kimisinin boynundan serviler yükselir göğe doğru, kimisi de gaipten haberler verir ve tüm sırları bilerek olmayanı elde edebilir.

 Peki bizim üç gözlü kuzgunla benzer motifleri taşıyan şamanımızın özelliği nedir? Üç gözlü şaman olarak nitelediğimiz, keramet sahibi zât hakkında Tuva Şamanizmi üzerine salahiyetli bir eser vermiş olan Janyl Myrza Bapaeva’nın kitabından doğrudan şu anekdotu paylaşalım: ’’Hemçik nehrinde bir kam Elegest nehri kıyısında bir çadırda hasta üzerinde kalmama yaparken, oraya Tes-Hem’den şaman Oyun Ham-ool gelir. Hemçikli kam misafire bir kâse dolu araga ikram eder. Oyun Ham-ool gizli üçüncü gözüyle kendisine sunulan araga kâsesinde siyah kurtları görür; ikramı kabul etmez; böylece canını kurtarır.’’[2] Dizi dikkatle takip edildiğinde kıt bilgilerle izâhta bulunduğumuz Üç gözlü şaman ile üç gözlü kuzgun arasındaki bağ fark edilebilir.

Şimdilik kaynaklarda yalnızca bu kıt bilgiye rastlayabildik. Tuva civârında yapılan saha araştırmasında bir gözlemcinin nakline dayanan bu bilginin altı biraz daha kazınsa, en azından bir iki sayfalık daha malzeme bulunacağına kaniyiz. Eldeki bu az verilerden böyle karşılaştırmalar yapabiliyorsak, daha detaylı bilgilerle de daha fantastik bilgilerin kıyasını yapabiliriz.


[2] Janyl Myrza Bapaeva, Tuva Şamanizmi, Kömen Yayınları, Konya, 2013, s:69

Yorum Yaz