TOPLUMSAL KONTROL ARACI OLARAK HASTALIK VE ETKİLERİ

Haşim ÇAPAR

Hastalık, insanlığın varlığından bu yana varlığını farklı şekillerde hisettiğimiz, farklı tanım ve konseptlerde ortaya atılmış bir kavram. Hastalık, en eski çağlardan günümüz modern zamanına kadar insanlığın kafasını kurcalayan, bilimi peşinden sürükleyen ve içerisinde en gizemli sırları barındıran, çeşitli tanımlarda kendinden söz ettiren bir olgu. Hastalık, kimi zaman bir sancı ile kendini insan vucudunda hissettiren, kimi zaman klinik bir bulgu ile kendini gösteren, kimi zaman da hiçbir belirti vermeyen bir fenomen.

Hastalık zor bir konu, insanın sağlığını aradığı zor bir zaman. Öte yandan hastalık, bir toplumsal kontrol aracı olarak toplumda hastalığı tanımlayan sağlık profesyonelle-
rinin ilgi alanındaki bir konu. Üzerinde bilimsel ve sanatsal tartışmaların olduğu, politikaların yapıldığı her kesi ilgilendiren, herkesin mutlaka uğraşmak zorunda olduğu bir konu.

Hastalık, Hz. Eyyüb (a.s) için bir sabır ve teslimiyet aracı iken, Peyami Safa’nın en ünlü romanı olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun konusu olmuştur. Hastalık, modern zamanların tanımları ile halkların sağlık statüsüne yön vermiş bir olgudan, eski çağlarda bir büyücünün tıbbi bilgi olmadan hegemonyasını sürdürebildiği bir toplumsal kontrol aracı olan olguya kadar uzanan çok şeydir.

Hastalık, kimi zaman bir ırkın, kimi zaman bir coğrafyanın, kimi zaman bir cinsin, kimi zaman da tüm dünyanın korkusu haline gelmiş bir pandemi olarak kendini gösteren ve ülkelerin ekonomik, sosyal ve psikolojik sistemlerini alt üst eden, bilim insanlarını bir şeyler yapmak üzere kendi ile meşgul eden bir fenomen.

Hastalık, her nekadar Hz. Eyyüb (a.s) için bir sabır, Dokucuncu Hariciye Koğuşu romanının baş karakterlerinden biri olan Hasta Genç -15 yaşındaki bir çocuk- (romanda karekter ismi verilmemiş) için bir kabus, José Saramago’nun “Körlük” adlı romanında gözleri kör eden, bulaşıcı bir virüs olarak tanıtılsa da aslında insanın biyo-psiko-sosyal alanına müdahale eden, bireyi ve çevresindekileri yıldıran, onlara türlü acılar veren bir duygu, kötü bir deneyim, acılı, ağrılı ve elem veren bir süreç olarak da görülebilir.

Hastalık, kimi toplumlarda öte dünyaya yani ahirete göç etmeden önce bireyin günahlarının affedildiği bir dönem, kimi toplumlarda ise belirtileri olan, bilimsel anlamda klinik bir tabloyu işaret etmektedir.

Hastalık, fiziksel olduğu gibi ruhsal ve mental da olabilmektedir. Hastalık, sadece bireyin bedenen ve ruhen sosyal yönden iyilik halinden sapma davranışı değil, sosyal yönden de bireyin toplumsal norm ve kurallarından sapması şeklinde kendini gösterebilir. Örneğin çoğu ülkede farklı din, ırk veya mezheplere sahip olan bireylerin öldürülmesi, kadına yönelik şiddetin varlığı aslında toplum içerisinde sosyal yönden iyilik halinden sapma davranışlarının olduğunu yani hatalıklı bireylerin varlığının olduğunun kanıtlarıdr. Zira herhangi bir farklılığından dolayı bir bireyin öldürülmesi, ancak hasta ruhlu veya hasta beyinlli bir kişinin yapabileceği bir eylemdir. Dolayısı ile hastalık toplumun norm ve kurllarından sapma davranışı olarak da ifade edilebilir. Bu sapma davranışları da klinik gözlemin yanında sosyolojik olarak da gözlenmesi gereken çok önemli hastalık emareleri olarak görülmelidir.

Öyle ise kişiden kişiye, toplumdan topluma farklı anlamlara sahip olan hastalık, toplumun her kesiminde görülebilen, herkesin başına gelebilen bir olasılık, bir eşitlik, zengin-fakir ayırt etmeyen bir adalet terazisi, bir sosyal rollerden sapma davranışı olarak da görülebilir.

Hastalık, kimi zaman küçük bir çocuğun yakasına yapışmış sinsi ve ölümcül bir durum iken kimi zaman yaşlı bir dedenin ensesinde seyreden ve ona acı ve elem veren bir durum olarak kendini gösterebilmektedir.

En son hastalık kavramını, COVİD-19 olarak tanımlanan, ölümcül bir pandemi ile deneyimledi insanoğlu. An itibari ile dünyada yaklaşık olarak 749 bin kişinin ölümünden sorumlu olan bu yeni hastalık (COVİD-19), insan hayatını alt üst eden, gelecekteki toplum yapılarını bile bugünden şekillendirmeye çalışan, insan hayatını tehdit etmeye devam eden, rüyalarına gelen bir kabus gibi uykularını bölmektedir.
Sonuç olarak hastalık, sağlığı bozan, sağlıksız yapan, kimi zaman ölümcül, kimi zaman sakatlayıcı, kimi zaman bireysel, kimi zaman toplumsal etkileri olan, kimilerince bir korku, kimilerince bir kabus, kemilerince bir sabır, kimilerince ekonomik etkileri olan bir fenomen, kimilerince bir roman konusu olan, kimilerince bir türkünün konusu olan çok karmaşık, anlaşılmayan bir o kadar da basit ve bilinen bir fenomen.

Yorum Yaz