Telmih Risalesi

İçeriğe Oy Verin!

I

dinle duy ve dinle
bir tefekkürüm var çağın sessizliğine
çürük otlar gibi kokuyor
özensiz kurulan hayalleriniz
söylenceler kahveden öte
acı ve halsiz

hüznün yeşil gövdesinde
soyulur soyut dutların düşü
donar turuncu çöller
hikâye yazdırmayan
lacivert zamanda

yaralı yapraklarıdır
kuruyan aşısız ağaçların
yetim kollar
bir tomur çiçek bekler
bulut sükûnetinde

terli bir üşüyüştür serçelerin
kök çiğnediği vakit
iplik kanadını
genzinde gizler kelebekler
kozaya katarken ilk ilmeği tırtıl
ilk iğneyi tutan kişiyi
hatırlayarak ilerler

bilinçli bir irkilişle sırlanır
bakışlarında hayretler
toprağa katmamak için
birkaç hatırlık sözü
çağrılsın süleyman diliyle
kar kanatlı ala leylekler

söz ki yayla dudağında
dağ duvağında
bir yazım bekler
kalem şeklinde yürür
kum seddinde örümcekler

hatırlar
aynalarda yankılanan ışık
ateş böceğinin
sıcağında solduğu günü
hatırlatır zaman
fillerin ebabillerce
dövüldüğünü

su kokusunda
deri değişen bir korkudur
unutmak
sessiz künyeler birikir
devrin devrik gırtlağında
dinle duy ve dinle
konuş bu sefer kendinle
bıçak sırtında yürüyenler
yeşil bileklerinde duyar
çağın makas gürültüsünü
saklı bir heybe den işit
asya’nın a/sırlardır
sa(yı)kladığı türküsünü

bir mektup yaz
mürekkep siyahı
tuz çatlağı ellerle
kaldır daktilonun
yıllanmış
tütsülü toz örtüsünü
uyan uyandır kendini
gözü açık uykuları varsa insanın
görülen rüyalar geçersizdir

uyan uyandır kendini
gözü açık rüyaları varsa
insanın
uykular sarı benekte
çiğnenmemiştir

II

şehirlerin seslerini dinle
ya umuttur ya tabut
şehirlerin gözlerini izle
ya huduttur ya umut
fakat bir kapı karşılar seni
gittiğin her yerde
duvarlarında biz kokan
gizil turkuaz bir izle
bu bir giriş belgesi
endülüs maviliğine
bu bir belirtke yusuf saatine

hazırız biz
kudüs’ün gözlerinin
güleceği güne
hazırız biz kudüs’ün gelinciklerine

kendini bul
buhara gölgesinde
dolaş beyaz dişin
aşk suyuyla sıvanan
gövdesinde
bürünme
boz buğulu
çürük maya sessizliğine
saklanma
babil’in altın tozu gözlerine

sözlere bağlıdır
imge/sel dil
aksın
kör damarların birinden fırat
diğerinden idil
gözleri açık uykuları varsa insanın
gördüğü rüyalar geçersizdir
dillenmeyen dilekçeleri varsa insanın
son söz daha söylenmemiştir

III

çığırtkan
gözlerle bağırıyorum
yüreğini sevgiyle
çevreleyenlere
anlattıklarım anlaşılır dilsiz
özenmiyorum
gülmeyi unutan
pandomimcilere
yankılansın sesim
ırmakların sus sayıkladığı
mecaz-ı maar ülkesinde

bu bir diriliş çağrısıdır
putları yıkan İbrahim
cesaretiyle
bu bir diriliş çağrısı
köküne özlemle kavuşan
rengârenk muştulu telmihle

bahar
önce gözlere müjdelenir
sonra
yağmurların ıslattığı
kirpiklere

İnsan
koşarak kavuşmak ister
sırlanmış İstanbul çiçeğine

bahar
önce gözlere müjdelenir
sonra
yağmurların ıslattığı
kirpiklere

Gök kokulu yağmur damlası
işlenir an ve an
saydam sayıklanan
düşçe iliklere
cesur bir yürüyüş çağrısıdır
g/özlerin gövdelere
derin an/delip çizgiler
çizmesi

IV

konuşkan bir adam varsa
diri bir dille dinle
sessizdir
şehri susun ahalisi
bu adam ki suskuların
en sessiz belirişi
küçük adımları olanları
retina da ezip küçümseme
büyük bir yolculuğun başlangıçtır
sözün sonuna değen
sessiz noktanın gürülteç belirtisi

kulaklarını kapat
gözlerini sustur
kalbinle dinle
anlaşılmak ve anlatılmak
istenilen bir söz varsa
medeniyetin görünmez
renkli bahçesinde
ırmakları taşımaktan
yorulmayan
çiçek bozumuna
şahit olmayan
parmaklarınla bekle
değsin
geleceğe taşınacak olan
bir avuç cesur sözce
tatlı bir bal masalıdır
arıların dansındaki
gizli anlaşma
dinle duy ve dinle
huzur yokuşunu
koşarak çıkan kalemin özüyle

dinle duy ve dinle
kibar bir misafir gibi karış
harfi harfe davet eden
telmih risalesine

Talat ÖZER

Bunları da sevebilirsiniz

Yorum Yaz