Soylu Bir Başkaldırı “Yaratıcı Yazarlık”

Soylu Bir Başkaldırı “Yaratıcı Yazarlık”
4.5 (90%) 2 Oy Verildi

Yazmak soylu başkaldırının en önemli edimidir. İnsan kendi varlık alanlarını ve hayata katılışlarını yazının soylu dünyasında kavradıkça yazma tutkusunu geliştirir oysa yazmak için hayatı, zamanı, mekânı kendimizi okumamız gerekir. Sanatın bir yansıtma olduğunu düşündüğümüzde yazmak bu aynanın en gösterişli ve meşakkatli yanını oluşturur. Nitekim yazmak zihinsel bir tutumdur ve dilin dünyasında gerçekleşir Satre “Dilin içinde tıpkı bedenimizdeki gibiyiz” diyerek dil ve insan arasındaki ilişkiyi ortaya koyar bu açıdan yazmak ve dil de birbirini bütünleyen bir yapı vardır.

Yaratıcı yazarlık insani varoluşları soylu bir rüyaya dönüştürerek düşüncenin eyleme dönüşmesini sağlar. Yazan kişi yani yazar, kendine yaratma cesaretini bulunca kendi dünyasını yazanın büyülü dünyasında inşa eder. Bu süreç insanın ruhunu örsünde dövmesi kadar zor’’dur. Yazar kendi ruhunu yazının insanı biçimleyen yüzünde keşfettikçe entelektüel nesnelliğin yüzeysel düzeyini dikey boyutta yeniden kurar. Bu özünde yaratıcı bilincin yoğunlaşmış kendi dünyasıyla karşılaşması anlamına gelir. Yazarın içsel dünyasının nesnelere sinen imgesel yüzü yazının biçimleyici ve taşıyıcı gücüyle yeniden tasarlanır. Bu tasarlama iyi yaratıcı bilincin içinde yaşadığı dünyaya kavramasıyla yeni bir boyut kazanır. Rollo May’a göre Dünya bir kişinin içinde var olduğu anlamlı ilişkilerin bir modelidir ve o kişi bu dünyanın tasarlanmasında yer alır.

Diyerek sanatçının var olma ve yazma nedenini ortaya koyar. Zira Yaratıcı yazma süreci insan yaşamının tümünü içeren soylu bir etkinliktir. Yaratıcı yazarlık, insanın duygu ve düşüncelerini dilin imkanları dâhilinde yeni ve özgün bir şekilde metinsel düzlemde inşa etme sanatıdır. Yeni ve özgün olma yazarın yazma cesaretine ve dünya tasarlama biçimine göre farklılık gösterir. Ancak yaratıcı yazarlıkta keşif, buluş, çarpıcılık, farkındalık ve cesaret yazma ediminin oluşup gelişmesine öncülük eder.

Bu süreç oldukça zor ve sabır isteyen nitekim yazmak ve metin kurgulamak diğer dil becerilerine göre oldukça karmaşıktır. Karmaşık olması edebi metinden zevk alma duygusunu ortadan kaldırdığı için bu suretin oldukça sabırlı ve yavaş ilerlemesi gerekir. Yazma ediminin ortaya konmasında ilk süreç ‘’ ürünün’’ temel olan bir anlayış vardır. Kuralları bellidir, ele alınan konu belirli bir çerçeve ile ortaya konur ve yazma ediminde bulunan kişi bu kurallar dahlinde kendi duyguları metnin türüne göre işler. Burada dilin kullanımı ve yazım kuralları anlatım teknikleriyle bir araya gelir. ‘’Ürün ‘’ esasına dayalı çalışmalarda yaratıcılık kısıtlanır, yazar kendisinden istenen modeli geliştirmekle yükümlüdür. Konu seçimi kelime seçimi ve tür seçimi ortaya konacak metini sınırlar. Bu durum yazarın yaratıcı yönünü köreltir.

Oysa ‘’ürünü’’ değil de süreci de yazma, yaratıcı yazarlıkta esastır Bu aşamada yazma adayı kendi bilinç düzleminde hayatı ve etrafında gördüklerini yeniden tasarlar ve süreç bizzat ve özgürce katılır. yazma sürecine odaklanan ve bu süreci esas alan yaratıcı  yazarlıkta buluş ,kesit ve özgünlük  metnin dünyasında ortaya çıkar. Ancak bu aşamada yazan kişi motive etmek onun kendisine özgüven duymasını sağlamak çok önemlidir.

Yaratıcı yazarlıkta önemli bir diğer husus yaratıcı okuma sürecidir. Yazmak kendinden önce yazılmış metinleri okumakla başlar bu yüzden her büyük yazarda olduğu gibi yazmaya yeni başlayan kişilerde etkilenme vardır. Biz bunlara alt metin diyoruz. Örneğin büyük sanatçıların kendisinden önce yazan ya da olanda iyi sanatçılardan etkilenmesi gibi. Tanpınar’ın, Yahya Kemal’den Yahya Kemal’in Valery’den etkilenmesi vb. gibi Ancak burada önemli olan okunan metinlerin dili, imge düzeyi ve anlatım yoğunluğu gibi fark düzlemlerini dikkat edilmesi bu değerler sistematik olarak çözümlenmelidir.

Tüm sanat dallarında olduğu gibi metinlerarasılık, öykünme, usta-çırak ya da öğrenci –hoca ilişkisi yaratıcı yazarlık sürecini etkiler. Yazmak ve metin oluşturmak zihinsel bir süreçtir ve tek başına gerçekleşir. Yazılacak metnin doğasına uygun bir başlık bulunarak işe başlamak kimi zaman kolaylık sağlarken kimi zamanda yazdıktan sonra ya ismin metnin adını koymak gerekebilir. Burada önemli olan başlığın özgün ve isim- içerik uyumunun olması gerekir.

Yaratıcı yazmak dış dünyayı iç dünyamızda yeniden tasarlamak ve yeni bir kurguya tabi tutmayı esas alır. Kurgulanan bu yenidünya dilin aktarım gücünden faydalanarak aktarma dilin sınırlarının zorlanmasıyla anlatımı zenginleştirir. Özellikle tasvir, benzetme, iç monolog diyalog, mektup, bilinç akışı, diyalog  metinlerarasılık leitmotiv gibi anlarım tekniklerine hakim olmak ve bunu anlatım düzeyinde kullanmak yazarın anlatım şeklini zenginleştirir

Yaratıcı yazma da dil işçiliğiyle kelime evreni de çok önemlidir. Zira yazmak büyük bir dil işçiliği ve kelime evreniyle gelişir. Yazar kişi her şeyden önce dile hakim olmalıdır.  İnsan gündelik konuşma dilinde 400-ile 500 kelime kullanırken yazma dilinde kelime sayısı bunun dört beş katına çıkabilir. Anlatımı zenginleştirmek konunun farklı boyutlarıyla bu oldukça işe yarar. Ancak iyi bir yazar olabilmek için bunlar yeterli değildir. İyi bir yazar olabilmek için dile ve kelime evrenine olmanın yanında kendi dilinde yazılmış edebiyatı ve dünya edebiyatının gelişim sürecini bilmek gerekir. Eğer bu yapılırsa özgün yazımsal ürünler ortaya konur, konmakla kalınmaz kendi poetikasını geliştirir.

Sonuç olarak yazmak uzun ve meşakkatli bir süreçtir özünde dünyayı yeniden keşfedip onu dilin dünyasına taşımak vardır. İnsan soylu dünya yolculuğu ile zihinsel bir süreci kapsayan yaratıcı yazma evresindeyiz. Bütünleştirmesini beraberinde yazma cesaretini de getirir. Yazmak dilin dünyasında kendini bulmaktır. Ancak George Eliot ’un da dediği gibi “Herkes yazar olabilir. Zor olan yazar olarak kalabilmektir.”  Yazar olarak kalabilme düşünü gerçekleştirecek olanlar yazının dünyasında sonuna kadar yer edinir.

Veysel ŞAHİN

Bunları da sevebilirsiniz

Yorum Yaz