MİRZA ELEKBER SABİR’İ ZİYARET/ Doç. Dr. Hasip Saygılı

Azerbaycan Harp Akademisinde 2009 yılında Kurmay Albay rütbesiyle bir süre danışmanlık yaptım. Görev yerim Bakü merkezde Salyanski Kışlası idi. Azerbaycan’daki hizmetim esnasında görebileceğim kültür ve tarihle ilgili merkezleri ziyarete gayret ettim. Ziyaret edebildiğim merkezlerden birisi de Şirvanşahların bir dönem merkezi de olmuş olan kültür şehri Şamahı idi. Şamahı ve kadim mezarlığında medfûn Mirza Elekber Sabir’i ziyaretimle ilgili o zaman yazdığım notlarımı şimdi Telmih okurları için sunuyorum:

Nuri Paşa’nın 1918 senesinde Kafkas İslam Ordusu ile Azerbaycan’ı Ermeni ve Rus zulmünden kurtarma harekâtında şehit olan askerlerimizin ikisinin mezarı Şamahı şehrinin 5 km. kadar doğusundaki Bakü yolu üzerindedir.  Tabiatıyla şehitliklerin bakım ve ihtimamı buradaki askeri ataşeliğimizce sürdürülmektedir. 28 Haziran 2009 günü şehitlik bakımına giden heyete ben de dahil oldum.  120 kilometrelik yol, tamir ve inşa çalışmalarından dolayı iki saatten biraz fazla sürüyor. Albayrağımızın  kardeş Azerbaycan bayrağı ile beraber dalgalandığı Şamahı şehitliğimiz vefalı  Azeri kardeşlerimiz ile yolu Şamahı’ya düşen Türklerin uğrak yeri imiş..  Şehitliğimiz hakkında uygun levhalar bilgi veriyor. Mezarlardan birisi üzerinde Arap harfleriyle yazılı “Mehmed” ismiyle “Türk oğlu kahramandır”  ibarelerini okuyabildim. Zamanın aşındırıcı tesiri yazıların okunmasını zorlaştırmış..

Şehitlik ziyaretinden sonra yol arkadaşım Kurmay Albay Erol Türkmenoğlu ile Şamahı şehrine geçtik. Mütevazı bir kahvaltının hesabını kim ödeyeceğini tartışırken garson tercihini benden yana kullandı: Ağ sakkallı olan versin, dedi.  Erol da sağ olsun, aksakallılığımızı kabul etmiş oldu.

Şamahı’nın merhum Sabir’in şehri olduğunu bilirdim. Kabrinin nerede olduğunu bilmiyordum. Sorduk oradaymış.  Merhumun torunların birisi mezarın kesin yerini de açıkladı. Şehrin iki ayrı mezarlığını da göstererek “ya burada ya orada” dedi. Nihayet merhumun istirahatgâhına ulaştık.  Şehrin güneyinde eski mezarlıkta mezar taşları ve lahitler zamana meydan okuyorlar. Estetik yazılar ve süslerle bezeli bu mezar taşları kendileriyle ilgilenecek gayret sahiplerini bekliyor.  Konunun önemine inanan birisi tarafıma bu taşların elektronik resimlerini temin etse Sabir’in hayrına yeni yazıya aktarırdım. Hayfa ki şimdi burada derdimi anlatacağım  makamı nereden bulayım?.. (Namık Kemal Bey nur içinde yatsın. “Felekte baht utansın” buyurmuştu.) Tarihi mezar taşları bizdeki sadrazam mezar taşları gibi. Yani bir adam boyundan daha büyükçe…  

Sabir, bu kadim mezarlıkta son senelerde yapılmış kubbeli bir türbede yatıyor. Şamahı’ya tepeden bakıyor.  Mezar taşı ve kitabesi yok. Mermer lahit üzerinde şairin doğum ve ölüm tarihleriyle tam künyesi var. Bir de lahit üzerinde bırakılmış birkaç demet plastik çiçekler..  Yüreğim sızladı “geri gitsin geri, ellerin yapma çiçekleri” mısraları aklıma geldi..  Sabir’in nihai ikametgâhında türbenin harici şekli mimarisi dışında geleneğe dair hiçbir şey olmamasından hayal kırıklığına uğradım.  Rahmetliyi yaşarken de anlamamışlardı. Geniş ailesinin geçimini sağlamak için sabunculuk yapan Mirza Elekber Sabir’in 1907 senesinde Şamahı’da açtığı Ümid Mektebi hiçbir aile çocuğu vermeyince faaliyete geçmeden kapanmıştı. Esasen eğitim ve kültürün kıymetini bilmeyen toplumdan daha fazla bir şey beklememek gerekirdi . 1906 yılında Tiflis’te neşredilmeye başlanan Molla Nesreddin mizah dergisinde öldüğü 1911 yılına kadar  Hophop imzasıyla yazdığı hicivler ona sadece her kesimden düşman kazandırmıştı. İki yüzlü din adamları, merhametsiz beyler, yabancı özentisi münevverler, zalim zenginler, mezhep eksenli zihniyet sahipleri denebilir ki Sabir’e husumette ittifak etmişlerdi. Sabir’in biraz nefes alması öldükten sonra Sovyet dönemine rastlar. Şiirleri defalarca yayınlanır. 

Bu da herhalde tarihin garip bir istihzası olmalıdır. Şimdi Bakü’de gayet görkemli bir heykeli vardır. Şamahı’da da heykelleri  bulunuyor. Hatta Şamahı’nın bir büyük mahallesinin adı rahmetlinin adını taşır. Öldükten sonra itibar kazanmak,  49 yıllık hayatı yoksulluk ve anlayışsızlık içinde geçen Zeyneladidin oğlu Tahirzade Mirza Elekber Sabir için feleğin bir başka kara mizahı sayılsa yeridir. 

Erol ile vecibemizi yerine getirip döndük. Şamahı içinde Tarih müzesine uğradık. Müze içi tamiratta imiş. Bahçesini gezdik. Bahçede Şamahılı şairlerin büstleri var. Beğendik..

Ziyaret hatırasına merhumun Hophopnamesi’nden “Bir bölük boşboğazık..” başlıklı hicvini kısa bir izahla beraber sesli dosya olarak takdim ediyorum.

Selam, saygı ve muhabbetle…

Bunları da sevebilirsiniz

Yorum Yaz