Bir Karınca Duası

Bir Karınca Duası
4.8 (96.67%) 6 Oy Verildi

Mazi bizimse,
Yaşanan her şey bizim. Şimdi de, gelecek de..
Belki zamanın eski deminde bir yerlerde
Bir küçük çocuğun yaptığı resim gibiydik, her şeyimiz yarım yamalak.
Belki de ressamlığıyla sevgiyi surete dönüştüremeyen kırık bir aynanın yansımasıydık.
Parçaydık, havı döküktük ama hep var olmaktan yanaydık
İşte bir umudun varlık safhasıydı; sıradan mevsimlerden geçerken,
Hüznün ezgisinden, hayallerin pembesinden az biraz da göğün mavisinden sakladık
Kâlu Bela’da verilmiş bir sözün kalbinde atarken,
Kulluk namzedimizden şaşamıyorduk, nasibimiz bu diyerek.
İç kafesimizde taklacı kuşlar besliyorduk, ki özgürlükleridir bağlanmak.
Uçmak için akla sormaya gerek yoktu, kalp zaten tutsak.
İşte böyle başladı bir mai umuda doğru yol almak.
Karınca bir öğütse;

Bir hikayede yeryüzünü adımlarken dev idi adamlık, bir karıncaya takılıp düşe kaldık.
Sırt sırtaydık. Kulak kabarttık
‘’Toprak kokmayan insanlardan uzak dur’’ dedi Ey insanlık!
Güzel sohbet ettik, buğdayı taşıyabiliyor, dereyi aşabiliyorduk.
Gönlünü kazdık toprağın, yorulduk fakat and olsun ki ağustos böceklerini hiç satmadık.
Oysa kaç masalın, kaç hikayenin koynunda hep kandırıldık.
Karıncanın sesi bizim, ağustosun tozu, hayatın tadı tuzu bizim, bu bizim buğdayımız
Bu kalburun içinden geçer yükümüz, yük dediğimiz ne ola ki, işte dünyalıklarımız.
Yetti ve arttı bize, bir karınca pazarından nice öğüt aldıklarımız.

Mevsim baharsa;
Vakitlice gelir gökyüzünden misafirler.
Ve hatırla uğrar sana, özlemekten yorulabilir sarılabilirsin onlara.
Kanatları, rahmetiyle kucaklar yüreğini
Umduğunu getiren misafirler yalnızca anlar seni
Küçük kalbin ile anlaşabilirsen koca dünya ile baş edebilirsin
Korkmadan
Beklemediğinin değil beklediğinin sebebisin

Bir bakmışsın..
Bahar yağmurlarıdır çatılara abdest aldıran, şu gök kubbenin şadırvanından akarak,
Bak yine kırlangıçlar gelmiş, yuva yapmış göğsümüzün duvarını çamurlayarak.
Misafir bizim, bulutlar bizim, bu bizim göğümüz
Bir güz sarısı kadar kalsa da şu ömrümüz
Yapraklar sararmadan hep başka diyarlara dönüktür yüzümüz.
Şen gelişlerden geçip gider bizim hüznümüz

Yağmaya devam ediyorsa;
Ah yağmurlar..
Huyu suyudur,
Hep bir misafir getirir hep bir misafir götürür nice gülüşleri ıslatarak.
Dön geçmişine bir bak
Can bizim, huy bizim, bu bizim umutlar
İki dudak mesafesinde iken, gökten bir dua bedeniyle düşer damlalar,
Berrak bir Besmeleyle safları sıklaştıran katreler arasında yaşlanır avuçlar.
Vakit geçirmeden, kıyamdan rükuya, rükudan secdeye düşüverir bütün başlar.
Tecelli ediyorsa Hallak, neye razı olmasın ki şu aczden ibaret varlıklar.
Duamız umutsa;
Ve bir gün bu topraklara sırt üstü uzanırsak
Bir karınca duası yüz tutsun bize
Can veren, toprak örten ve su döken aşkına çok şükür de
Yaşamaya değer oluyorsak;

Kuşların kanadında bir umut, karıncaların ağzında bir başak, yağmurların harcında incecik bir kumuz ve toprağın koynunda nicedir tohumuz. Sen ol dedikçe biz oluruz. Biz Sen’in aleminde aciz bir kuluz.. Ucu bucağında görünen bir diyardan geçip, sonsuz deryaya varmak isteyen, bu geminin fani birer yolcusuyuz.
Bize Rahmet eyle Ey Allah’ım.

| Ferhat Kerem Çiçek

Bunları da sevebilirsiniz

Yorum Yaz