Bir Hareketin Biçime Dönüşümü

Bir Hareketin Biçime Dönüşümü
4 (80%) 1 Oy Verildi

“Yaptığını öven, yaptığını yıkar” W. Shakespeare

“Bulanıklığı derinlik sanmak, ne budalalık!” A. Turan Oflazoğlu

Her geçen gün değerlerimizin değersizleştiği ve insan eliyle daha da kötüye giden dünyamızı, az da olsa anlaşılabilir kılmaya çalışan sanatçılar, sanatın her dalında bitmek tükenmez bir enerjiyle faaliyet göstererek zor bir tercih yapmış olarak hayatlarını sürdürmektedirler.

Bir insan ömrünün kısalığı üstüne herkesin hem fikir olduğu, geçilip göçülen dünyada, gelmiş, geçmiş, gelecek ve geçecek her insanın vebalini adeta bir kolye gibi ruhunun boynuna takmaktan çekinmeyen ve sadece elini değil, tüm varlığını taşın altına sokarak, ben varım, ben de varım ve bende vardım demenin yollarını arayan sanatçılar, kültürün geçmişi ve geleceği arasında manevi köprüler kurarak mücadelelerine devam etmektedirler.

Bilinen tarihin en erken devirlerinden beri yaşamın içinde var olduğunu bildiğimiz sanatın, belki de en köklü olanlarının icra edildiği yerlerden birisi de Anadolu coğrafyası, Edirne’den Iğdır’a kadar üstünde sayısız sanatkarı barındırmış ve ortaya çıkan sayısız taşınır ve taşınmaz sanat eseriyle dünya kültür tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Bunun yanı sıra, bazen bir fırçanın tüyleri arasında, bazen bir şiirin mısralarında, bazen bir caminin duvarında, bazen de ışıklara bulanmış bir sahnenin üstünde yaşamını süren günümüz sanat icracılarının, ortaya koydukları çaba da, hiç şüphesiz kültür tarihinin silinmez sayfalarında yerini alacaktır.

İnsanı insana insan yoluyla insanca anlatma sanatı olarak tarifi yapılan tiyatro sanatı için, günümüzde ki şartlar göz önüne alındığında tiyatronun olmazsa olmazı olan insan unsurunun, her geçen gün kıymetini yitirdiği günlere gözlerimiz, açmaktayız. İnsan olmanın, daha doğru bir ifadeyle insan olarak yaratılmanın saygı görmek için yeterli olması gereken dünyamızda artık bu esasa dayalı bir yaşam sürmediğimiz aşikârdır.

Tüm sanat çalışma sahaları içinde belki de en sıkıntılı süreçleri içinde barındıran icra dallarından birisi tiyatrodur diyebiliriz. Sürekli devinen ve evrilen günümüz dünyasında, sanatla uğraşmak bir “ deli cesareti”nin somut hali olarak ifade edilebilirse eğer, tiyatro ile uğraşı bu eylemin zirvesidir demek pek de yanlış olmayacaktır. Bunun nedenlerini yazmak ise çok daha uzun bir yazıyı gerektirdiğinden dolayı burada detaylarından çok fazla bahsetmeyeceğim.

Tiyatro sahnesinin bir oyuncu için ne ifade ettiğini anlatmak, en azından günümüzde kullanılan kelimelerin sayısıyla pek de mümkün görülmemektedir. Pek çok tiyatro oyuncusu için söylenen, “sanatı için çok şeyden vazgeçti” kabilinden sözler aslında bu sanatın icracıları açısından pek önem arz etmemekle beraber, aksine oyunculara sorulduğu zaman yaptıklarının az bile olduğu söylemiyle karşılanmaktadır.

Peki, insanları bu sanat dalına böylesine bağlayan şey nedir?

Yapmak isteyip de yapamadıklarımızı yapma imkânı vermesi mi?

Olmak isteyip de olamadıklarımızı oldurması mı?

Günlük yaşamda her sözümüz değil de bazı sözlerimiz dinleniyorken, tiyatro sahnesinde aldığımız nefesin bile dikkatle dinlenmesi mi?

Yoksa basit bir izlenme arzusu mu?

Cevap belki hepsi belki de hiçbiri, ama gerçek şu ki, tiyatrolar; oyuncusundan ışıkçısına, yönetmeninden kostümcüsüne tarihin her döneminde tüm unsurlarıyla var olmuş ve ilgi görmüştür

Bağlı olduğu ekol yönünde işler yaparak, kimi zaman muhalif bir söylem kimi zaman ise eksik olanı tamamlamak için sahneye çıkan işler, aynı zamanda tiyatroların farklı anlayışlarından doğan çatışmalarla dünyanın nasıl daha yaşanılabilir bir yer haline geleceği konusunda insanlığın yoluna ışık tutmaya çalışmıştır.

Ritmik sanatlar içinde yer alan tiyatro, kendi içinde pek çok sanat dalını da barındırmasından dolayı, yoğun bir hazırlık sürecini gerektirmekte ve izleyicinin karşısına çıkan birkaç saatlik oyun, aslında arkasında birkaç aylık yorucu bir mesainin yüküyle sahnede yerini almaktadır.

Zorlu yaratım süreçleri ve farklı uzmanlık alanlarından insanların çok yorucu çalışmaları sonrasında ancak izleyebildiğimiz tiyatro oyunlarının devam edebilmesi ise ancak halkın ilgisiyle sağlanabilecek bir durumdur.

Hayatınızın her anında sanata dair bir iz taşıyabilmek ve hayallerinizin biçime dönüşmesi dileğiyle.

M. Reşat BULUT

Bunları da sevebilirsiniz

Yorum Yaz