ANILARIM TOPRAĞA KARIŞTI MUSTAFAPAŞA’DA ZİYA AHLATOĞLU

24 Ocak gecesi gökyüzü hiç şafağa kavuşmayacak sandım. İşte o geceyi anlatacağım size en uzun geceyi. Evet Mustafapaşa Mahallesi’ni…
O gece evdeydim her zaman olduğu gibi annem ile sohbet ediyordum. Birden deprem olduğunu hissedince hasta olan annemin üzerine kapandım. Eğer Hakka yürüyecekse insan kendi cennetiyle birlikte olmalı ve En Sevgili’ye cennetiyle kavuşmalı. Deprem dindi ve korku sardı beni. Dışarıya nasıl çıkacağımı düşündüm. Dışarda sesler duyuyorsunuz, çöken binalar bağırışlar…
Sonra dışarıya çıktım enkaz altında sesler duyuyorsunuz sabah işe giderken selam verdiğiniz komşularınızın feryat ve figanlarını işitiyorsunuz. Alana uzmanlar gelene kadar komşularımıza elimizden geldiğince destek olmak için tüm mahalle seferber olduk. Fakat devletimiz büyüklüğünü göstererek alana hemen yetişti farklı bir mücadele başladı. Görevliler rahat çalışsınlar diye bizleri evlere yönlendirdiler. O gece inanın hiç sabah olmadı vicdanımın sesini o gece herkes gibi bende hissettim. O ses insanı insanlığa kavuşturan bir sesmiş tüm kalbimle bunu anladım.
Sabah namazından sonra mahallemin yaraları daha da belirginleşti. Bir bütüne bakarak gördük her şeyi. Yaraları beliren bir serçe gibi kolları kırılmıştı. O gece insanlar rahmeti rahmana kavuşurken bizim üzerimize düşen bir gerçek vardı. Sabır edebilmek ve sebatı yitirmeyerek geride kalanlara İslam kardeşliğimizi fiili olarak belirtmekti. Öyle de yaptık. Komşularımıza tek katlı müstakil evimizin kapılarını açtık. Onlara evimize gelen en güzel misafirler olarak destek olduk. Evet bu zamana kadar ateş düştüğü yeri yakar atasözünün bu kadar anlamlı olduğunu bedenimde hissetmemiştim.
Birkaç gün sonra yeniden o çadır bölgesine gitmek istedim. Yine aynı ekip arkadaşlarımız ile birlikte Aygül’ü ziyarete gitmek için hazırlıklara başladık. Evet, bugün Aygül mutlu olmalıydı. İçimde beni oraya götüren ne diye defalarca düşündüm yol boyu dalıp gitmişim. Birden kapının açıldığını duydum indim araçtan. Gülen gözler ile karşıladı bizi Aygül. Koşarak geldi

dünya sevincini kalbinden bize ikram ederek. Öyle bir sarıldı ki bana dakikalarca bırakmadı. O an anladım dünyayı çocuklar kalbinde kirlenmeden taşıyorlarmış. Ne abartı, ne rol, ne bencillik; temiz sevgi, umut, mutluluk, huzur ve insanlıkla sarıldı bize Aygül. Koluna kalemle “Ziya Abi” yazdırmış bir kalp çizdirmiş. Ve günlerce o yazıyı bana göstermek için beklemiş. O anı tarif etmek zor.
Evet, şimdi Mustafapaşa Mahallesi’nde sesler geriye dönüyor. Keko Ağabey, Mustafa Ağabey onlarca insana artık selam veremiyorum. Sokaklarında çocukluğumuzda oyunlar oynadığımız her köşe şimdi bir düzlükten ibaret. Şimdi kim hangi evde, hangi sokakta oturuyor diye düşündüğümde birçok eksik görüyorum zihnimin tamamlanamayan köşelerinde.
Babam her sokaktan geçtiğimde “içim yanıyor evladım” yıllarımız ve yollarımızın kesiştiği komşularımız artık yoklar diyor. Tanıdık bir mahallede yabancı olarak yaşıyoruz. Bizleri ayakta tutan meğersem anılar, duygular ve komşuluklarmış. Düğünlerde halaylar çekilen sokaklar, Bayram namazından döndüğümüzde komşularımız ile bayramlaşmalarımız, Ramazandaki komşularımızla birlik beraberlik iftarlarımız, hastalıkta kapısını çalıp geçmiş olsun dediğimiz ağabey ablalarımız Artık farklı yerlerde farklı şehirlerdeler kimisi de gerçek mekânlarına kavuştular. Genzim her gece yanıyor. Ne perdeleri taşıyacak pencereler var şimdi ne de çalınacak bir kapı hüzzam faslı içimize yasladığımız. Şimdilerde anılarımızın yerini iş makinaları aldı. Yeni bir başlangıç olacak şartlar eskisinden daha iyi olacak daha güzel olacak. Fakat geçmişe özlem hep içerimizde bir değer bir ölümsüzlük olacak. Allah bir daha bizlere böyle acılar yaşatmasın.

Artık üşüyen içimize
Baharı nasip et Rabbim.
Adını taşıyan şehir yeniden gülsün.
Çocuklar kavuşsun huzura
Artık üşüyen içimize
Baharı nasip et Rabbim

Yorum Yaz

Hakkında yorum “ANILARIM TOPRAĞA KARIŞTI MUSTAFAPAŞA’DA ZİYA AHLATOĞLU”