Telmih | Üç Aylık Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi
ADİLE NAŞİT

ADİLE NAŞİT (ADİLE ANA – HAFİZE ANA) Üstün ÜSTÜNDAĞ

Haziran 1930 İstanbul doğumlu, büyük küçük herkesin nevi şahsına münhasır kahkahaları ile tanıdığı ünlü Türk sinema ve tiyatro oyuncusu. Hababam Sınıfı’nın elinde okul ziliyle koridorlarda koşturan Hafize Anası, Gülen Gözler’de Münir Özkul’un tonton eşi Nezaket Hanım’ı, Neşeli Günler’in turşucu annesi, inatçı Saadet Hanım’ı, ‘Uykudan Önce’ isimli televizyon programının Adile Teyzesi, Adile Naşit…

            Özellikle 80’li yılların çocuk kuşağı, TRT televizyonunda ‘Uykudan Önce’ programının, kuzucuklarına masal anlatan, tonton, dünya tatlısı, gülücükler saçan ve kendine özgü kahkahalarını atan ‘Masalcı Teyzesi’dir, Adela Özcan. Evet, asıl adı Adela olan, Adile Naşit, babası ünlü komedyen(Komik-i Şehri Naşit) Naşit Özcan’ın ismini almıştır. Annesi tiyatro oyuncusu Amelya Hanım’dır. Babası öldükten sonra okulunu bırakmış ve konservatuvara da gidememişti. Henüz 14 yaşındayken babasını tanıyanlar aracılığıyla Şehir Tiyatrosu’na girmişti. Adile Ana, masalcı teyzenin ağabeyi Selim Naşit de kendisi gibi herkesin tanıdığı bir tiyatro sanatçısıdır. Tiyatrocu bir ailenin çocuğu olan Adile Naşit, ilkolarak Halide Pişkin’in grubunda  ‘Her Şeyden Biraz ‘ isimlioyunu ile İstanbul’un değişik yerlerinde sahneye çıkmıştır. Sonradan, Muammer Karaca Tiyatrosu’na geçip, oradan 1948-1951 yılları arasında komedyen Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile birlikte kurdukları tiyatro topluluğunda sahne almıştır.

            1950 yılında 20 yaşındayken, tiyatro oyuncusu ve yönetmeni olan 40 yaşındaki Ziya Keskiner ile evlendi. Herkesi güldüren, tonton, sevimli masalcı teyzesi Adile Ana’nın bu evlilikten 1952 yılında doğan çocuğuna Ahmet ismini verdiler. Çiftin, doğuştan kalp problemi olan çocukları, Ahmet 14 yaşında iken ameliyat olması ve ameliyatın Amerika’da yapılması gerekiyordu ancak maddi durumlarının yetersiz olması bunu engelliyordu. Durumun farkında olan tiyatrocu arkadaşları, tiyatro oyunlarının paralarını biriktirip, hatta gece yarısı tiyatro oyunu düzenleyip gelirini çifte verip; Ahmet yaşasın diye bazı gazetelerde de kampanyalar yapmaktan geri kalmadılar. Sonunda Ahmet’in ameliyatı yapıldı. Ancak, başarılı geçen ameliyattan bir gün sonrakomaya girerek 15 yaşında hayata gözlerini yumdu. Bu elim olayı İzmir’de sahneye çıkacakken öğrenen Adile Ana, acısını yüreğine gömüp sahneye çıktığı ve izleyici güldürmeye devam ettiği yakın arkadaşları tarafından ifade edilmektedir. Bir gün sonrası ise Adile Naşit’in doğum günüydü. O günden sonra bir daha doğum gününü kutlamadı. Biricik evladının cenazesi için, İzmir’den, İstanbul’a gelmek için kullandığı uçaktan indiğinde perişan bir haldeydi. Ve sonrasında ömründe bir dahauçağa da binmedi. Ve eskisi gibi deolamadı. Yani, belki de bir daha mutlu olamadı, bir daha içten gülemedi, kahkahalarıyla insanları gülümseten ve mutlu eden, Adile Ana… Nitekim şöyle diyordu ; “…Evet, daha büyüğünü yaşamadım. Biz ana, baba, çocuk değildik. Üç tane dosttuk. Güzel üç arkadaştık. Ölümüne hazırlamıştık biraz kendimizi. Açık kalp ameliyatıydı geçirdiği. Ve yaşayamadı. Ondan sonraki beş sene benim için inanılmaz acılarla dolu. Elbette Ziya Bey için de. İşte sonra… Sonra kuş, köpek, bebek böyle oyuncaklara tutkun olduk. Balıklar yaşadı, köpek kör oldu, çiçekler büyüdü… Ancak yürek yangını hiç sönmedi… Böyle gidiyor yaşamın geri kalan kısmı.”

            Etrafına gülücükler saçan, kahkahalarını duyunca insanı mutlu eden, bu anne, evlat acısının verdiği yangıyla mesleğini icra etmeye devam etmiş ve gönüllerde taht kurmayı başarmıştı. Tiyatrodan sinemaya geçişi ilk olarak 1947 yılında Seyfi Havaeri’nin yönetmenliğini yaptığı ‘Yara’ adlı film ile oldu. Ancak 1970’li yıllardan itibaren yoğun olarak sinema filmlerinde rol aldı. 1976 yılında  ‘İşte Hayat’ filminde oynadığı rolüyle tanınarak, Antalya Film Festivali’nde ‘ En İyi Kadın Oyuncu ‘ ödülünü kazandı. Ancak, bu ödülü yıldız olmayan bir başrol oyuncusu ilk defa alıyordu. Daha sonra Rıfat Ilgaz’ın eserinden sinemaya uyarlanan, hepimizin bildiği  ‘ Hababam Sınıfı‘ filmlerinde hademe ‘Hafize Ana’ rolüyle ün kazandı. Yediden yetmişe herkesin beğenisini kazanan, ‘saf ve temiz yürekli, Anadolu kadını’, ‘anne’ karakterlerini canlandıran Adile Ana, daha çok Ertem Eğilmez, Kartal Tibet filmlerinin güldürü rollerini üstlendi. ‘Hafize Ana’ rolü kadar, Münir Özkul ile oynadığı filmlerde, kendine özgü mimikleri, davranışları ve kahkahası ile ’anne ‘ karakterlerini canlandırarak, Yeşilçam’ın unutulmaz isimleri arasına yerleştiği gibi; 1985 yılında da ‘YılınAnnesi’ seçildi.

            1981 yılında, TRT’de yayınlanan ‘Uykudan Önce‘ adlı çocuk programını sunmaya başladı. Akşam saat 20.00’de haber saatinden önce yayınlanan 10 dakikalık bu programda; masallar ve öyküler anlatan, kıssadan hisselerle anlamlı mesajlar sunan o kuşaktaki çocukların ‘Masalcı Teyzesi‘  olarak, gönüllerde ve hafızalarda yerini aldı. Temmuz 1982 yılında, 32 yıllık hayat arkadaşı, Ziya Keskiner’i kalp krizi sonucu kaybeden Adile Naşit, daha sonra Eylül 1983’te Cemal İnce ile hayatını birleştirdi. Televizyonda ‘Uykudan Önce ‘programı dışında, 1986 yılında Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan grubunun yaptığı ‘Kuruntu Ailesi ‘ dizisindeyine iyi yürekli, saf ve sempatik kadın tiplemesini canlandırdı. 

            Adile Naşit, 1947-87 yılları arasında, başlıcaları; Yara (1947), Lüküs Hayat (1950), Kahpe Kurşun (1957), Abbas Yolcu (1959), Vur Patlasın Çal Oynasın (1970), Hasret (1974), Gece Kuşu Zehra (1975), İşte Hayat (1975), Hababam Sınıfı (1975), Bitirimler Sınıfı (1975), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976), Tosun Paşa (1976), Şabanoğlu Şaban (1977), Köşe Kapmaca (1979), Renkli Dünya (1980), Davaro (1981), Dolap Beygiri (1982), Adile Teyze (1982), Şaşkın Ördek (1983), Kiralık Ev (1986), Kuzucuklarım (1986), Aile Pansiyonu (1987) gibi çoğunluğu komedi filmlerinde olmak üzere 50’yi aşkın filmde rol aldı.

            Ağabeyi Selim Özcan’ın oğlu, Necip Naşit Özcan halasını şöyle anlatıyor: “Sakin, dışa dönük gibi gözükse de aslında içine kapanık biriydi. Girdiği her ortamı neşelendiren, esprileriyle kahkahaya boğan bu kadın, 15 yaşındaki oğlunu kaybettikten sonra hep mutsuz yaşadı. Ve bu mutsuzluğu ile sıkıntısı onu ölüme kadar götürdü.’’Özellikle karakter rollerinde çok başarılı olan oyuncu aslında acılı bir anneydi… 11 Aralık 1987 tarihinde, İstanbul’da 57 yaşındayken uzun süre savaş verdiği kolon kanserine yenik düşerek,  aramızdan ayrıldı… 13 Aralık 1987’de İstanbul Şişli Camii’nde düzenlenen törenin ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda eşi Ziya Keskiner ile oğlu Ahmet Keskiner’in yanında toprağa verildi…

            Ardında, birçok film, kendine has tatlı ve samimi gülücükleri, mimikleri, kahkahalarıunutulmaz esprileriyle çok uzun zaman hatırlayacak milyonlarca evlat ve ‘kuzucuklarını’bırakarak gitti. Mekânı cennet olsun, ışıklar içinde uyusun…

KAYNAK:

Agâh Özgüç, Türk Sinemasının Kadınları (2008) – Türk Filmleri Sözlüğü 1917-2009 (2009).

İsmail Biret, Komik-i Şehir Naşit Bey ve Çocukları (Anı, 2005),

Metin And, Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1983),

Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu (1985),

Mustafa N. Özön – Baha Dürder, Türk Tiyatrosu Ansiklopedisi (1967),

Sevim Ak, Mahalle Sineması (1996),

Turhan Gürkan, Çağdaş Türk Sineması (1975),

Yorum yap

Bizi Takip Edin!

Don't be shy, get in touch. We love meeting interesting people and making new friends.