24 OCAK 2020 ELİF NİDA ŞAŞTIM

Bir gürültü koptu birden beton binalar sanki beşik,
Gecenin karanlığını bölen gri bir toz bulutu.
Öyle bir salladı ki geçilmez oldu eşik,
Akılda ki tek soru “Varoluşun sonu mu?”

Şehir tam bir harabe evler yıkık dökük,
Arabalar, sirenler sokaklar can pazarı.
Enkaz altında insanlar, ışıklar artık sönük,
Umudun diğer adı “Sesimi duyan var mı?”

Çıkarılanların yüzünde buruk bir tebessüm,
Alınan her nefeste hiç dinmeyen bir acı.
Ne kadar da yakınmış meğerse bize ölüm,
Feryatlarla dolu memleketin dört bir yanı.

Sarsıntılarla geçen kabus gibi bir gece,
Yuva diye kurulan evler şimdi mezar.
Durumu anlatmaya yetmiyor hiçbir hece,
Bizim payımıza düşen sabır ile intizar.

Şehri esir almış dondurucu bir soğuk,
Yeni bitki örtümüz beyaz beyaz çadırlar,
Zihinler çok karışık resimler boğuk boğuk,
Artık tek düşünülen “Kimin ömrü ne kadar?”

Yıkıntılar arasında kalan onlarca anı,
Geçtiğimiz sokaklar beton yığını şimdilerde.
Bilmem hatırlanır mı ölenlerin adı, sanı
Dün var olan şehir bugün yok yerinde.

Yorum Yaz